SİNERJİ SİRKÜLER RAPOR
SİRKÜLER TARİHİ: 25.02.2026
SİRKÜLER NO : 2026/7
VERGİ YARGISI
İÇİNDEKİLER
1. VERGİ YARGILAMASININ İLKE VE ESASLARI
1.1. İdari Yargılama Usulü Hukuku ve İlgili Mahkemeler
1.2. Vergi Yargılamasının Temel İlke ve Esasları
1.2.1. Re’sen Araştırma İlkesi
1.2.2. Yazılılık İlkesi
1.2.3. Toplu Yargılama Usulü İlkesi
1.2.4. Kıyas Yapmama İlkesi
1.2.5. Ekonomik Yaklaşım İlkesi
2. İDARİ YARGI YETKİSİNİN SINIRI
3. VERGİ HUKUKUNDA DELİLLENDİRME
3.1. Vergi Hukukunda Delil Serbestisi
3.2. Delil Serbestisinin İstisnaları
a) Yemin
b) Şahit İfadesi
c) İktisadi, Ticari ve Teknik İcaplara Uygun Olmayan Durumların İddia Edilmesi
4. İDARİ YARGIDA TANIK
5. VERGİ DAVASINA KONU İŞLEMLER
5.1. Vergi İle İlgili Düzenleyici İşlemlerin Dava Konusu Edilmesi
5.1.1. Düzenleyici İşlemlere Karşı Açılacak Davaların Görüleceği Yargı Yeri
5.1.2. Düzenleyici İşlemlere Karşı Açılacak Davalarda Dava Açma Süresi
5.1.3. Düzenleyici İşlem Hukuk Sistemine Yeni Uygulamalar Getirmesi Durumunda İptal Davasına Konu Edilebilir
5.1.4. Özelgeler ve Sirkülerler Dava Konusu Yapılamaz
5.2. Kişisel İşlemler
a) Tarhiyat ve Cezai İşlemler
b) AATUHK Uygulamasından Doğan İşlemlere İlişkin İptal Davaları
i. Ödeme Emrine Karşı İtiraz Ya Da Dava Açılması
ii. Kimler Ödeme Emrine Dava Açabilir
iii. Dava Açmada Öne Sürülebilecek İddialar Nelerdir
iv. Dava Açma Süresi
v. Ödeme Emrine Karşı Dava Nerede Açılmalıdır
vi. Dava Açmanın Şekli
vii. Kısmi Dava Açılabilir mi
viii. Yürütmenin Durdurulması Talebi ve Sonuçları
ix. Davanın Kaybedilmesi Halinde Uygulanan Haksız Çıkma Zammı
x. Mal Beyanı- Dava İlişkisi
c) Mükellef Aleyhine Yapılan Vergi Hatası Düzeltme İşlemleri
d) Vergi Hatasının Şikayet Yoluyla Düzeltilmesi Başvurusunun Reddi İşlemleri
e) İhtirazi Kayıtla Verilen Beyannamelere İstinaden Vergi İdaresince Yapılan Tarhiyat İşlemleri
f) Uzlaşma Komisyonunun Kararları
g) Tarhiyatı Gerektirmeyen Vergisel İşlemlerin (Zarar Azaltımı, Devreden KDV Tutarlarının Düzeltilmesi Gibi) Dava Konusu Yapılabilirliği
6. VERGİ DAVALARININ AÇILMASI VE DAVA DİLEKÇESİ
6.1. Dilekçenin Hazırlanması
6.2. Dilekçenin Verileceği Yerler
6.3. Aynı Dilekçe İle Dava Açılabilecek Haller
6.4. Bağlantılı Davalar ve Davaların Birleştirilmesi
6.5. Dilekçeler Üzerine Uygulanacak İşlemler (İYUK md. 6)
6.6. Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme
a) Görev ve yetki
b) İdari merci tecavüzü
c) Ehliyet
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı
e) Süre aşımı
f) Husumet
g) 3 (dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar) ve 5. maddelere (aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller) uygun olup olmadıkları
6.7. Tebligat ve Cevap Verme
7. DURUŞMA (İYUK md. 17)
8. DOSYALARIN İNCELENMESİ (İYUK md. 20)
9. VERGİ YARGISINDA BİLİRKİŞİ
10. SONRADAN İBRAZ OLUNAN BELGELER
11. VERGİ YARGISINDA YÜRÜTMENİN DURDURULMASI
11.1. Yürütmenin Durdurulmasının Kapsamı
11.2. Yürütmenin Durdurulması İstemleri Hakkında Verilen Kararlara Karşı İtiraz
11.3. Yürütmenin Durdurulması Kararlarının Yerine Getirilmesi
12. KARARLARA KARŞI BAŞVURU YOLLARI
12.1. İSTİNAF
12.2. TEMYİZ
13. AÇIKLAMA (İYUK md. 29)
14. YANLIŞLIKLARIN DÜZELTİLMESİ
15. MALİ TATİL VE ADLİ TATİLİN VERGİ YARGISINDAKİ SÜRELERE ETKİSİ
1. Mali tatil nedeniyle uzayan süreler
2. Mali tatil nedeniyle işlemeyen süreler
3. Mali tatil süresince defter ve belgelerin ibrazı, vergi incelemesine başlama
4. Mali tatil süresince bilgi isteme ve tebligat işlemleri
5. Mali tatilin sona erdiği günü izleyen beş gün içinde biten kanuni ve idari süreler
6. Beyanname verme süresi uzamış olan vergilerde ödeme süresi
7. Mali tatil nedeniyle uzamayan süreler
8. Mali tatil kapsamında olmayan süreler/vergiler
9. Mali Tatilin Vergi Yargısına Etkisi
10. Adli Tatilin Vergi Yargısına Etkisi
16. İKİ NUMARALI İHBARNAME VE DAVA YOLU
17. VERGİ YARGISINDA 2026 YILI PARASAL TUTARLAR
1. VERGİ YARGILAMASININ İLKE VE ESASLARI
1.1. İdari Yargılama Usulü Hukuku ve İlgili Mahkemeler:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünün yargılama usul hukukunu düzenlemektedir. Bir anlamda devletin eylem ve işlemlerinin yargılamasının usullerinin belirlendiği, bu özelliği ile temel insan haklarının devlete karşı korunması ve teminine ilişkin temel bir usul hukukudur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’u 2575 sayılı Danıştay Kanunu ile 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun tamamlar.
1982 tarihli İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndan önce Türkiye’de vergi yargısı yine idari yargı içinde kalmıştır.
Eski yapının özellikleri şöyle sıralanabilir:
Vergi itirazlarına bakmakla görevli ilk derece mercileri mahkeme niteliği taşımayan itiraz komisyonları idi.
Maliye Bakanlığı’na bağlı Vergiler Temyiz Komisyonu ikinci derecede görevli merci sıfatıyla uyuşmazlıkları incelerdi. Danıştay ise yine bugün olduğu gibi ilk derece ve üst derece mahkeme sıfatıyla görev yapmaktaydı.
2576 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre vergi mahkemeleri;
“a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,
b) (a) bendindeki konularda 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları,
c) Diğer kanunlarla verilen işleri,
çözümler”
2576 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre
"1. Uyuşmazlık miktarı yirmibeşbin Türk Lirasını aşmayan;
a) Konusu belli parayı içeren idarî işlemlere karşı açılan iptal davaları,
b) Tam yargı davaları, İdare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir.
2. (a) ve (b) bentlerinde belirtilen uyuşmazlıklardan kaynaklanan toplam değeri yirmibeşbin Türk Lirasını aşmayan davalar, vergi mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir.
3. Bu tür davaların hakimler arasında dağılımına ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir."
2576 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesine göre;
"1. Bu Kanunun tek hâkimle çözümlenecek davalara ilişkin 7 nci maddesindeki parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
2. Tek hâkimle çözümlenecek davaların belirlenmesinde dava tarihindeki, miktar artırımı yapılan hâllerde ise artırımın yapıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır."
2576 sayılı Kanun’un 3/A Maddesine göre ise;
"Bölge idare mahkemelerinin görevleri şunlardır:
a) İstinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak.
b) Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak.
c) Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak."
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesine göre Danıştay’ın görevleri şunlardır:
"a) İdare Mahkemeleri ile vergi mahkemelerinden verilen kararlar ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülen davalarla ilgili kararlara karşı temyiz istemlerini inceler ve karara bağlar. Danıştayın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır.
b) Bu Kanunda yazılı idari davaları ilk ve son derece mahkemesi olarak karara bağlar.
c) (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.)
d) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında düşüncesini bildirir
e) (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.)
f) Bu Kanunla ve diğer kanunlarla verilen görevleri yapar."
2575 sayılı Kanun’un 24. maddesine göre ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülecek davalar ise şunlardır:
"1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak:
a) Cumhurbaşkanı kararlarına,
b) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere,
c) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere,
d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere,
e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere,
f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine, Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar.
2. Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar."
Danıştay’da temyiz yoluyla görülecek davalar ise şunlardır (2575 sayılı Kanun md. 25):
"İdare mahkemeleri ile vergi mahkemelerince verilen nihai kararlar ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görülen davalarla ilgili nihai kararlar Danıştay'da temyiz yoluyla incelenir ve karara bağlanır."
Vergi yargılaması 2577 sayılı Kanunda düzenlenmiştir. Bu kapsamda devletin (vergi idaresinin) vergisel işlemlerinin yargılaması yapılmaktadır.
1.2. Vergi Yargılamasının Temel İlke ve Esasları:
2577 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.”
İdari yargı sistemi kapsamında, vergi yargılamasında amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçeğe ulaşmak için yargılama sürecinde uyulması gereken bir takım temel ilkeler (yargılama yöntemi, mahkemelerin çalışma şekli, hüküm verilirken dikkate alınamayacak olgular vb. durumlara ilişkin) belirlenmiştir.
Vergi yargılamasına egemen olan ilkeleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
1- Re’sen Araştırma İlkesi,
2- Yazılılık İlkesi,
3- Toplu Yargılama Usulü İlkesi,
4- Kıyas Yapmama İlkesi,
5- Ekonomik Yaklaşım İlkesi.
1.2.1. Re’sen Araştırma İlkesi:
Vergi ihtilaflarının çözümünde yargı mercilerine re’sen araştırma yetkisi verilmiştir.
Davada, yargılamanın yönetimi, taraflara değil, mahkemeye aittir. Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde, tarafların getirdikleri bilgi ve belgelerle bağlı değildir. Davaya konu eylem ya da işlemin hukuka uygunluğunu, tarafların getirdikleri bilgi ve belgelerle yetinmeyip, bizzat kendisi, herhangi bir talep olmaksızın araştırabilir. İdari yargı yerlerinin bu yetkisine re’sen araştırma yetkisi denilmektedir.
Re’sen araştırma ilkesi, bir taraftan yargılamada göz önüne alınması gereken kamu düzenine ilişkin hususlarda (görev, yetki, süre gibi) mahkemenin sağlıklı bir sonuca ulaşabilmesi için, diğer taraftan da yargı denetiminin bir hukuka uygunluk denetimi olması ve herhangi bir eylem ya da işlemin hukuka uygun olup olmadığının bazen kapsamlı bir araştırma ve incelemeyi gerektirebilmesi nedeniyle önemli bir ilkedir.
Re’sen araştırma ilkesinin hukuki dayanağını esas itibariyle İYUK’un 20. maddesi teşkil etmektedir. Söz konusu maddenin birinci fıkrasına göre; Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
İYUK’un 20. maddesi hükmü uyarınca, idari yargı yerleri, uyuşmazlık konusu olayın hukuki nitelendirilmesini yapmak, olaya uygulanması gereken hukuk kuralını belirlemek ve sonuçta hukuki çözüme varmak yönlerinden tam bir yetkiye sahiptirler. İdari yargı yerleri buna ek olarak, olayın maddi yönünü belirleme noktasından da her türlü inceleme ve araştırmayı kendiliklerinden yapabilirler. İddia ve savunmalarda ortaya konan maddi durumun gerçeğe uygun olup olmadığını serbestçe araştırabilirler. Tarafların hiç değinmedikleri olayları ve maddi unsurları araştırmaya yönelebilecekleri gibi maddi olayın gerçek niteliğinin saptanması için gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırabilirler.
Re’sen araştırma ilkesinin tam ve doğru olarak uygulanmaması hem usul yönünden verilecek kararlarda hata yapılması sonucunu, hem de mahkeme kararının yeterli ve doğru gerekçeye oturtulmaması sonucunu doğurabilir. Bu bakımdan söz konusu ilke davacı ve davalıya hukuki anlamda güvence sağlamaktadır. Gerçeğe ulaşılma doğrultusunda yapılan araştırma ve incelemelerin idarenin yerine geçme olarak düşünülmesi mümkün değildir.
Re’sen araştırma yetkisi;
- Vergi mahkemeleri ve idare mahkemelerine,
- Bölge İdare Mahkemeleri’ne ve
- Danıştay’a
verilmiştir.
Danıştay’ın re’sen araştırma yetkisinin sadece ilk derece yargı yeri olarak bakmakta olduğu davalar için söz konusu olduğu, temyizen incelediği davalarda re’sen araştırma yetkisinin bulunmadığı söylenebilir.
Re’sen araştırma yetkisi sınırsız değildir. Nitekim, İYUK’un 20/3. maddesi uyarınca mahkemeler tarafından istenen bilgi ve belgeler; Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine veya Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Cumhurbaşkanı ya da ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan, gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir. Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez.
1.2.2. Yazılılık İlkesi:
İYUK’un 1/2. maddesi uyarınca Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.
Yazılı yargılamada, dava ve cevap dilekçeleri yazılı olarak verilir ve şekle tabidir. Kararlar, genelde duruşmasız olarak evrak üzerinden yapılan inceleme sonucu verilir. Mahkeme, tarafların yazılı iddia ve savunmaları ile bu iddia ve savunmaları desteklemek amacıyla dosyaya ibraz ettikleri belgeleri ve ilgili kişi ve kuruluşlardan bizzat getirteceği diğer bilgi ve belgeleri değerlendirmek; gerektiğinde keşif yapmak ve bilirkişinin görüşüne başvurmak suretiyle yargıya ulaşmak durumundadır.
Vergi yargılamasında duruşma yapılması mümkün olmakla beraber, bu durum yazılı yargılama ilkesinin bir sonucu olarak istisnaidir.
İYUK'un 17. maddesine göre;
"1. Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.
2. Temyiz ve istinaflarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır.
3. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir.
4. 1 ve 2 nci fıkralarda yer alan kayıtlara bağlı olmaksızın Danıştay, mahkeme ve hakim kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.
5. Duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderilir."
Vergi yargısında yazılılık ilkesinin uygulanmasının amacı, uyuşmazlığın mümkün olan en kısa sürede çözümlenmesini sağlamaktır.
Yazılılık ilkesinin bir sonucu olarak vergi yargılamasında şahit ifadesine yer verilmemiştir. Danıştay’ın konuya ilişkin bir kararında bu durum aşağıdaki gibi ifade edilmiştir:
“İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda, yazılı yargılama usulü esas alındığına ve esasen İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun şahadete ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmadığına göre; yükümlüden canlı hayvan satın alan ....’ın vergi mahkemesince duruşmada şahit olarak dinlenmesinde, şahide yemin teklif edilmesinde ve yemine icabet etmediği nedeniyle yemin teklif edilen hususun ikrar edildiğinin kabulü suretiyle delil olarak değerlendirilerek karar verilmesinde kanun ve usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.”
1.2.3. Toplu Yargılama Usulü İlkesi:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesinde; vergi mahkemelerinde birer başkan ile yeteri kadar üye bulunacağı; mahkeme kurullarının, başkan ile iki üyeden oluşacağı hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İYUK’un “Davaların Karara Bağlanması” başlıklı 22. maddesinde, konular aydınlandığında, meselelerin sırasıyla oya konulacağı ve karara bağlanacağı belirtildikten sonra; 15. maddede sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usullerine ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların işin esası hakkında da oylarını kullanacakları, azınlıkta kalanların görüşlerinin, kararın altına yazılacağı hüküm altına alınmıştır.
İYUK’un 24. maddesinin 1. fıkrasında ise; kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm; kararın tarihi ve oybirliği ile mi, oyçokluğu ile mi verildiği ve kararı veren mahkeme başkanı ve üyelerinin veya hakiminin ad ve soyadları ve imzaları ile varsa karşı oyları, kararda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.
Yukarıda yer verilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere; Türk Vergi Yargısı Sistemi’nde, tek hakimle bakılması gereken istisnai davalar dışında, toplu yargılama usulü benimsenmiş bulunmaktadır.
Toplu yargılama usulünün adaleti daha iyi dağıtacağı, toplu bir mahkemede mahkeme üyesi hakimlerin bilgi ve tecrübelerini bir araya getirmek suretiyle tek hakimin vereceği kararlara nazaran daha adil kararlar alacağı savunulmaktadır. Ayrıca, bu şekilde karşılıklı denetim sağlanmış olmaktadır.